Category: X’in Tavsiyesi

X’in Tavsiyesi: Ales

En büyük hayaliniz yaşlı başlı hocaların kitap ve bilgisayarlarını mı taşımak? Yoksa sizi çeken şey; o bilgisayardaki sunumu kısayolla tam ekran yaptığınızda hocanın yüzündeki kırışıkların şaşkınlıklan bir anlık yok oluşunu gün doğumu gibi izlemek mi? Nee? Tamamen yanlış mı geldiniz? Durun durun sizin için son bir şeyimiz daha var; siz… Siz 4 yıllık eğitimle yetinmeyen kaymak tabaka olmak istiyorsunuz.. O zaman doğru yerdesiniz. Ales tam size göre ve X’in Tavsiyesi’nde bu… Imm haftanın desem değil ayın desem değil.. Hah! Bu neşriyatının konusu Ales.

Şöyle bir bakınca ne de havalı di mi? Ales.. Sanki efendim kelli felli FSM, İstanbul’u aldığında Yunan tanrılarından bize miras kalan Ares’in sondan üçüncü torunu Ales.. (Hemen iki minareyle taçlandırsak mı? ^o)

Ama işin boyutu bundan tabi ki farklı, akademik bilmemne ve lisans altı aman üstü gibi bir şey oluyor açılınca. Tek havası da yılda iki kere yapılmasında kalıyor muhtemelen. Haylazlık edip yıl uzatan mı dersin, süper zeki erken bitiren mi; eh üniversite öğrencileri bu, ne zaman mezun olacakları belli olmuyor değil mi? Ales’çikte bunlara hizmet edebileyim diye canını dişine takıp yılda iki kere düzenliyor kendini.

İşte o ikincinin son başvurusı Ekim 19, 2011 mi neymiş.. Hani hoca hammallığı veya 4 yıl yetmez en az ilkokul yaşamım kadar üniversite okuyayım diyenlerseniz elinizi çabuk tutun. Birdee unutmadan; bazı şeyleri ertelemek için lisansüstü yapayım diye düşünen XY kromozomlu arkadaşlar varmış galiba.. Ayıp diyoruz. Yapmayın böyle şeyler. (Pıst: Ondan sonra da doktora var :))

X’in Tavsiyesi eğitim klübü, Ales’i gururla sundu. Hepimize şimdiden iyi dirsek çürütmeler derken bir başka em… Neydi ya; hah neşriyat! Bir başka neşriyatta görüşmek dileğiyle programımızı burada noktalıyoruz. Yapımda ve yayı…

0

X’in Tavsiyesi: Kafa izni

Okulu bırakıp işe mi başlıyorsunuz? Yoksa daha iyisi okulu bitirip mi işe başlıyorsunuz? Ya da hayatı tersten yaşayıp işi bırakıp okula mı devam ediyorsunuz? Yine mi olmadı? X’i bırakıp Y’ye mi geçiyorsunuz? O zaman X’in Tavsiyesi’nin tam 2 yıl sonraki dönüşü tam size göre! Bugünkü konumuz kafa izni.

Bütün sene, o da yetmedi bütün yaz koşturdunuz, koşturdunuz ve yine koşturdunuz. Deyim yerindeyse at gibi. O da yetmedi kendinizi bu hayvana daha da yakın hissedip dinlenme anlarınızı da onun tarzıyla ayakta geçirdiniz.. Sonrasındaysa pat! Bir sayfa kapandı yenisi açıldı derken bir bakmışsınız ki dinlenmeyi unutmuşsunuz. Üstelik o ilham aldığınız çalışkan dört ayaklı arkadaşınızın uykuyu bile ayakta geçirdiğini öğrenip kandırılmış da hissediyorsunuz..

X’in Tavsiyesi olarak size önerimiz -ehm neydi Frank???- hah kafa izni!

Çok hassas bilimsel deneylerle hesaplanmış minumum 5, maksimum 7 günden oluşan ve ilk satırları okurken kendinizi yakın hissettiğiniz değişkenler arasına rahatlıkla koyacağınız* kafa izni; bedeni ve zihni canlandırır, sizi kanatlandırır. Yatarsınız, kalkarsınız, yazı uğurlarsınız, gezersiniz, tozarsınız… Dahe ne olsun efendim? Her şeyi biz mi söyleyelim? Ayrıca sizi, sizden başka daha nasıl düşünelim?

X’in Tavsiyesi aylaklık klübü gururla sundu.

* Boş zaman yaratamayanlar için iş vb durumlarda aslında planlı bir şekilde sadece tek bir günde topladığınız evrakları bir haftada ancak topladığınızdan bahsedin. Okul içinse; ilk hafta ders mi olur ya? 🙂

0

OlasılıkSız

Not: Bu yazının spoiler içermemesi için özel bir çaba harcanmamıştır.

Bu sitede bir kitap tanıtımına rastlama ihtimali nedir? Binde bir. Peki bir süpermarketten kitap alma ihtimaliniz nedir? O da baya düşük. Peki markette dergilere bakarken en alakasız yerden tek bir kitabı üzerinize doğru kendini atma ihtimali nedir? Kitabın tabiriyle olasılıksız. Ama yine kitabın dediği gibi ne kadar ihtimaller tersini söylese de rakamlara fazla inanmamak lazımmış.

Üzerinize atlayan kitabı yerde bırakıp raflardan daha sakinini çekmenizle (ki umarım siz daha farklı bir ortamda tanışırsınız kendisiyle) başlayan bir hikaye bu. Adam Fawer’ın yazdığı OlasılıkSız (Improbable) kitabı ve okumayı sevmediği halde kendisini alışveriş arabasına atan benim öyküm.

Öncelikle bir kitabı çekici yapan şu arka kapağındaki yazılardan bahsetmek istiyorum. Kitaptan birkaç detay ve belirli otoritelerin görüşlerini içeren bu bölüm bana kalırsa kitapların satışlarının yegane arttırıcısı. Tabi ki OlasılıkSız’ın onca zaman çok satan listelerinde yer almasının da bundan sonraki dönem için katkısı büyük ama buralara gelişindeki arka kapak çekiciliğini göz ardı edemeyiz. Her zaman bir yerlere link veriyorum sonra da ölüyorlar falan, yazının anlatmak istediği ortada kalıyor. O yüzden bu defa copy/paste ile eşeği sağlam kazığa bağlama niyetindeyim. OlasılıkSız’ın arka kapağı tam olarak şu şekilde;

“BİTİRMEK İÇİN YARINI, BAŞKASINA ANLATMAK İÇİN BİTİRMEYİ BEKLEMEYECEKSİNİZ.
‘Olasılıksız demek yetersiz kalacaktır. İnsanı adeta büyüsü altına alan bu hikayede, Adam Fawer, bilim, felsefe, entrika ve maceradan ortaya bir başyapıt çıkarmış.”
Clive Cussler

‘İlk cümleden itibaren bağlanıp kaldım; sayfaları, floş royal tutturmaya çalışan bir kumarbazın kartlarını açtığı gibi çevirdim. Olasılıksız, insanı düşündüren matematik teorilerini ve maceranın albenisini dahice birleştiren, okura Michael Crichton ve Robert Ludlum’u hatırlatan bir kitap. Gerçekten kaçırılmaması gereken bir zevk.’
Ben Mezrich, ‘Mekanı Batırmak’ ve ‘Çirkin Amerikalılar’ın yazarı

‘…hikayenin sonunda, bir yandan şizofreninin gerçek nedenlerini düşünürken, bir yandan da tek bir hareketin bir insanın hayatını ne kadar değiştirebileceğine şaşırıyor olacaksınız. Olasılıksız, beğeniceğinize gözümüz kapalı iddiaya girebileceğimiz bir kitap.’
People

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı anlamı olabilir mi?

Siz hiç Loto’da büyük ikramiye kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün paranızı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parka baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mı, yoksa geleceği mi görüyorsunuz?

Eğer siz de kontrölün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘Olasılıksız’ tam size göre bir roman. “

Dediğim kadar olduğuna sizin de inandığınızı varsayarak arka kapağın bahsetmediği birkaç konuya daha girmek istiyorum. Birbirinden alakasız üç öyküyle başlayan kitapta en olmadık tesadüflerle bu üçlünün nasıl birbirine bağlandığına hayret ediyorsunuz. Genelde alakasız yerlerde okuduğunuz (ama isteseniz de unutamadığınız) küçücük bir detay kitabın ilerleyen bölümlerinde "vay be!” dedirtecek hale gelebiliyor. Hikaye oradan oraya ne kadar atlarsa atlasın kitabın öyle bir bütünlüğü var ki çoğu kitapta yaşadığım “acaba şu neydi” diye geri döndüğümü OlasılıkSız’da hiç yaşamadığımı söyleyebilirim.

Hikayenin bundan sonrasına girmek gerçekten spoiler’a bağlamak olacak, hatta başta uyardım ister istemez bazı şeyler söyleniyor ama bilinçli olarak daha fazlasına girmeye gerek yok. 2006 yılında birinci baskısını yapan ve sahip olduğum Eylül 2009 tarihli 52. baskısına kadar çok satanlarda yer alan bir kitabı benim övmem ne kadar işe yarar bilemiyorum ama üzerine basarak vurguladığım kitap alışkanlığı olmayan birine 4-5 günde kendini bitirten 470 sayfalık bir eseri sadece my readings’te bırakmaya gönlüm razı olmadı açıkçası.

Resmi olmayan kaynaklardan okuduğum kadarıyla çok satanlar listesini alt üst eden bu kitabın filminin yapılması da gündemde imiş. Türkiye gibi book shop’larda çoğunlukla “aaa Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış” replikleriyle dolaşan ülkeler için hikayenin yayılması anlamında güzel bir fikir gibi duruyor. O çoğunluğun içinden sıyrılmak istiyorsanız alın bunu bir an önce okuyun efendim. Emin olun 2006’dan beri yolunuzun kesişmediğine üzüleceksiniz. Son olarak kitabın ön kapak tasarımı ve sayfa düzeninin de mükemmel olduğunu eklemek isterim. Sakın ama sakın korsana yönelmeyin, 20 lira veremem derseniz de gelin bana sırayla hepinizle tanıştırırım kendisini, tabi geri almak koşuluyla. 🙂

0

X’in Tavsiyesi: PSP

Amfide hep en arkaya mı oturursunuz? Yoksa o derse sadece yoklama için mi geldiniz? Üstelik bu duyguları yaşarken yalnız da değilsiniz. O zaman multiplayer destekli güzel bir eğlence aleti tam size göre.

Evet sayın X’in Tavsiyesi takipçileri, anladığınız üzere bugünkü menümüzde bir eğlence aleti var. PSP; yani açılmış haliyle “PlayStation Portable”. Kendisinin adını ve namını muhtemelen duymayan kişi bulmak zor olacaktır ama yine de her konuyu bir ilkokul öğrencisine anlatma felsefesi benimsemiş X’in Tavsiyesi ekibi için konuyu açmak bir görevdir. (Bu konuda ilkokul öğrencisi daha bilgilidir ama genelleme işte ne yaparsınız..) PSP için kısaca, PlayStation mucizesinin taşınabilir hali denebilir. Üzerinde büyük bir ekran ve alışılmış PlayStation konrollerini barındıran bu canavar, ortalama olarak bir PS2’nin yapabildiği işlerin birçoğunun üstesinden gelebilmektedir.

Aletin, yaklaşık olarak 2005 yılının başlarında çıktığı ve hala kasa değişiklikleriyle de olsa aynı teknoloji ile piyasayı kasıp kavurduğu düşünüldüğünde çağının ne denli ilerisinde bir makine olduğunu anlamak hiçte zor değil. Yükselen döviz kurları sebebiyle şu an piyasada sapına kadar garantili olarak yarım milyara ve tasvip etmesekte spot olarak 400 YTL civarına bulunabildiğini söyleyebiliriz. Ayrıca işini bilen için Gitti Gidiyor gibi sitelerden sıfır veya az kullanılmış kelepirlerin de çıktığını söylemekte fayda var.

Yazının girişinde biraz “hayta” bir amaca hizmet ettiğini düşündürsekte tabi ki bu cihazın esas kullanım alanı okul değil. Seyahat olsun başka şey olsun kim taşınabilir bir PlayStation’ı yanında istemez ki? Üstelik oyun dışında film izleme, wireless ile internet kullanımı gibi diğer faydaları da cabası. İmkanınız varsa kaçırmamanızı öneririz. X’in Tavsiyesi eğlence klübü gururla sundu, iyi günler efendim.

0

X’in Tavsiyesi: DEM

Ilk kez gectigimiz ay Power Turk’te bir muzik haberiyle dustu gundemimize DEM. Kisaca Yasar’in dunden bugune cikarttigi Divane, Esirinim ve Masal albumlerinden olusan ve hayranlarinin oylarinin da etkisiyle secilen 12 Yasar imzali parcadan olusan “best of” albumu diyebiliriz DEM icin. Zaten ismi de goruldugu uzere albumlerin bas harfleri kullanilarak olusturulmustur.

Genellikle X’in Tavsiyesi ekibi olarak boyle eski seylerin toparlanip tekrar yayinlamasina sicak bakmayiz ama DEM kesinlikle bu genellemenin disinda. Neden mi? Cunku DEM’de bulunan sarkilar Yasar tarafindan akustik olarak yeniden yorumlanmis. Uzerinden gecen yillara ragmen zaten zevkle dinlenen parcalarin birde akustik hale getirilmeleri yepyeni bir tat, daha dogrusu abartmiyoruz tek kelimeyle sahane olmus. Anlasilan Yasar, bu eski parcalari bir yerde toplayip para kirmak yerine gercekten iyi bir is cikarmayi denemis ve sunu soyleyebiliriz ki bunda kesinlikle basarili olmus.

Son demlerini, demlenerek gecirenlere ideal.. X’in Tavsiyesi muzik klubu gururla sundu. Hadi iyi demlenmeler. Aman! Dinlemeler.

Albumde yer alan parcalar;

Acitmiyor Sevdan
Aldanirim
Birtanem
Cezayir Meneksesi
Divane
Esirinim
Gel Benimle
Kor Bicak
Kuslar
Masal
O’nun Vedasi
Sebebsiz Firtina

0

X’in Tavsiyesi: Kibris

Su ana kadar size ekonomik cozumler sunan (ki onlardan 1 tane var) X’in Tavsiyesi’ni paranin esiri yaptik efendim..

Bu defaki X’in Tavsiyesi Kibris. Kafaniz mi daginik? Degisiklik mi ariyorsunuz? Yoksa amaciniz sadece ucaga binmek mi? Hangisi olursa olsun Kibris tam size gore. Ozellikle gidis-donus icin ogrencilerin akin etmedigi gunleri secerseniz (cumartesi-pazartesi gibi) zararin neresinden donulrse kardir felsefesine hizmet etmis olursunuz. Ayrica kalmak icin de saglam bir kapiniz varsa yol parasi disinda dusuneceginiz bir masraf yok gibi birsey..

Her neyse, oyle boyle gittiniz, kafaniza gore takilacaksiniz elbet bunlari kisilerin zevklerine birakiyoruz ancak hep tavsiye edecek halimiz yok ya biraz da neler yapmayacaginizi soyleyelim de bir faydamiz, bir hizmetimiz daha dokunsun sizlere… Oncelikle bir derbi aksami dogal olarak maci izleme isteginiz olusacaktir (ornegin 9 kasim 2008 fenerbahce galatasaray maci). Iyi guzel izleyecek cok yer var ama siz siz olun Ingiliz barlarindan uzak durun. Adamlar Kibris’ta kala kala Turk maclarina bir merak sarmislar ki sormayin… Yok ben fenerliyim yok cimbomluyum ulan kraldan cok kralci olmuslar valla, nerdeyse “bu bar Galatasaray, bu bar Fenerbahce izleyicisi icin” diye ayrim yapacaklar o derece. Birde oyle bir iciyorlar ki sormayin.. Ister istemez kendinizi kaptiriyorsunuz bir bakmissiniz sizde sunger misali cekmissiniz tum alkolleri. Her neyse ictiniz ictiniz eve donus yolunda asla araba kullanmanizi tavsiye etmiyoruz hele ki yillardir duz vites araba kullanip soldan akan trafikte alisik olmadiginiz otomatik vitese alkollu oturunca biraz garip oluyor. (Bu noktada yaninizdaki kisinin icki icmemesini saglayabilirsiniz ama oda kendini dagitmissa az etkilenen daha iyidir felsefesi kendiniz kullaniniz ya da arabayi birakip taksi tutunuz en iyisi.) Arabayi, sansinizin yardimiyla eve kadar getirseniz bile oyle bir ozguvenle doluyorsunuz ki sanki dunyayi kurtaran adamin oglusunuz o derece, insana kotu seyler yaptirir valla… Eh 4-1 lik malubiyette guzelce koymus eve gelince bu ozguven biraz dusuyor neyse ki. Ictiginiz 4 kahve bir derece ayilmaniza yardim etse de goturduklerini saymama gerek yok. Birde bu 4 kahvenin uzerine acemi bir ascinin elinden 45 dakikada zor hazirlanan hunkar begendiyi gece saat 1.00 sulari goturunce en yakin hastaneye basvurmak mantikli secenek gibi duruyor.. Ama basvurmayip gunun ilk isiklarina kadar igrenc hayata devam edince oglen saat 13.00 sulari ancak kendinize geliyorsunuz, bomba gibi olmayacaginizi soylemeye hic gerek yok sanirim..

Bunlari yapmayin efendim. Oyku bir taraftan uydurma degil %100 gercektir, ibret aliniz. X’in Tavsiyesi ne yapip ne yapmamaniz gerektigini bir kez daha gururla sundu. Bir dahaki programda tekrar gorusmek umudu ile yapimda ve yayinda emegi gecen tum arkadaslarim adina iyi gunler dilerim. (Bana da iyi yolculuklar bu arada. 4 saatim kalmis hala yazi yaziyorum)

0

X’in Tavsiyesi: Biblo

Birine hediye mi ariyorsunuz? O zaman X’in Tavsiyesi bugun size mukkemel bir secenek sunacak.. Ilk programimizin tavsiyesi mukemmel bir biblo.

Neymis efendim takilar, saatler, parfumler hatta arabalar? Neden illa butceye gore degerli seyler hediye olarak gorulur? Bence tam tersi yapilmali. Vereceginiz hediye karsinizdaki kisiyi gicik edecek ve degersiz bir sey olmali. Her bakista sizi, sinir ola ola hatirlatacak olsa da size mukemmel bir eglence duygusu enjekte edecektir. Soylemedi demeyin..

Baksaniza su resme efendim ne kadar igrenc bir sey… Yasini basini almis, pantolonunu askiyla tutturan pipolu salak bir herif. Oda yetmiyormus gibi yaninda birde it gezdiriyor.. Eh be antika herif senin kendine hayrin kalmamis nedir bu hayvancegize cektirdigin sorarim sana. Bak sinirlendim simdiden.

Alin bunu verin istediginiz kisiye. Ilk anda kafanizda patlamazsa inanin amaciniza ulastiniz demektir. Uzunca bir sure hediyeyi alan sansli(!) kisinin vitrininde duracak, ilk tasinmada bir koliyi boylayacaktir.

Ekonomik hediyeler klubu gururla sundu, goodbye & goodnight.

0