Tolga Erbak

10 Kasım..

Değil 80 yıl, aradan 8000 yıl bile geçse bir milletin sahip olabileceği en büyük değer olarak kalacaktır Mustafa Kemal Atatürk. Saygıyla anıyoruz. 1881-193∞

0

Kurt Gölü (Wolf Lake) – John Verdon

Tüm hızıyla(!) devam ettiğimiz kitap dünyamızda sırada John Verdon’ın kendisi ve baş kahramanı Dave Gurney’nin beşinci macerası Kurt Gölü var.

image

Biraz üşengeçlik yapıp kitabın arka kapağından gidecek olursak; Kurt Gölü’nde ülkenin farklı yerlerinde yaşayan dört kişinin tek ortak noktasının; aynı rüyayı görmeleri ve bu rüyada kurt başlı bir hançerle öldürüldüklerini söylemiş olmalarıyla başlayan bir suç örgüsü bizi ve “Sherlock”umuz Dave Gurney’i karşılıyor.

Bbu dört kişinin bir ortak noktası daha var ki, sigarayı bırakma terapisi gibi zarardan çok fayda sağlamak amacıyla girişilmiş bir tedavide, Kurt Gölü tesislerinde kalan psikolog Richard Hammond’la görüşmüş olmaları.

Polis için olay burada kopuyor. “Richard Hammond, bu dört kurbanı kendilerini öldürecek şekilde koşullandırdı ve intikar etmelerine sebep oldu.“

Bu kadar kolay olabilir mi?

Başlarda Dave Gurney, emekliliğinin getirdiği işlere bulaşmama kaidesinin yönlendirmesiyle –ve bir miktar da eşi Madeleine’a karşı iş mi hayat mı ikilemiyle- olaya uzak kalmayı istiyor. Ancak kendine bile itiraf etmediği gerçekleri keşfetme arzusu, Dave ve Madeleine’ı tatil yollarının üzerindeki Kurt Gölü tesisine “belki bir gece dinlenme amaçlı neden gidilmesin ki” noktasına bir şekilde sürükleyiveriyor.

Psikolog Richard Hammond ve kardeşi ile yaptıkları görüşmeler, Kurt Gölü’nün lokal sakinlerinin gariplikleri ve yüksek teknolojili bolca tehdidin altından Dave Gurney’in zekası ve elbette dostu Hardwick yardımıyla mücadelesi görülmeye/okunmaya fazlasıyla değer bir eseri sayfa sayfa oluşturuyor.

Peki bir eleştiri yapmak istesek kitabı nereden vururuz? Hikayeye söyleyecek çok daha fazla söz yok. Kitabın kendi kendini fazlasıyla okutmasıyla anlamsızlaşmak istemiyorum. O yüzden hedefim ilk paragrafa.

Beşinci Dave Gurney kitabı… Evet, tabii ki anlıyorum bir seri yakalandığında bu başarıyı aynı karakterlerle sürdürmek çok mantıklı oluyor ama durup düşündüğümüzde her şey bir kurgudan da ibaret olsa, “emekli olmuş bir polisin başı neredeyse her yıl neden bu kadar derde girer ki” mantıksızlığı, açıklanması güç diyarlara yelken açtırtıyor fikirleri.

John Verdon güzel yazıyor. Zevkle okuyabilir ve bu noktaya rahatlıkla siz de gelebilirsiniz. Ama beş kitabınızın tamamı bir karakter üzerinden devam etmese daha hoş olmaz mıydı? Aynı şeyler Dan Brown’ın Langdon’ı için de geçerli. Her şey mi bu adamın başına geliyor?

Bunların yanında Harlan Coben’in Bolitar serisi, bu iki yazarın toplamından daha fazla kitaba sahipken standalone olarak adlandırılan birbirinden bağımsız kitaplarının da aralara serpiştirilmesiyle ne kadar da güzel uyum yakalıyor.

İşbu fikirler kafaları kurcalarken, John Verdon’ın altıncı Dave Gurney macerası White River Burning, Temmuz 2018’de okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Ve muhtemelen onun incelemesinde de yine kitabı beğenip yazarın kaleminde Gurney dışında ilhamlar olmasını ümit edeceğiz..

0

Sığınak (Shelter) – Harlan Coben

Harlan Coben denilince akla iki çeşit kitap gelirdi. Bunlardan ilki “standalone” olarak geçen ve her biri birbirinden bağımsız kitapların oluşturduğu seri, diğeri ise elbette ünlü Myron Bolitar serisi.

Ancak bu durum bir üçüncü bir seri; Myron Bolitar’ın yeğeni Mickey Bolitar’ın maceralarını anlatan kitaplarla ile değişti.

Sığınak da, Mickey Bolitar serisinin ilk kitabı.

Harlan Coben kitaplarında şöyle bir şey vardır;  sırayla okumazsanız çok şey kaybetmezsiniz. Yazar size kimin nereden geldiğini illa ki bir yerlerde hatırlatır. Ama kitaplarını sırayla okursanız elbet kazanacak bir şeyleriniz olduğunu görürsünüz. Buradan yola çıkacak olursak Mickey’nin hikayesinin temellerinin de Myron Bolitar serisinin son kitaplarından Yüksek Gerilim’de atılmaya çoktan başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Küçüklüğünde ailesinin dünyanın çeşitli bölgelerinde yardım çalışmaları sebebiyle Mickey Bolitar’ın hiç düzenli bir hayatı olmamıştır. Ailesinin bunu değiştirecek kararı almasının ardından geçen kısa sürede ise babasının gizemli bir şekilde ölümü ve annesinin bağımlılıkları Mickey’i, dedesi, babaannesi ve pek de haz etmediği amcası Myron Bolitar’la beraber yaşamaya mahkum bırakır.

Mickey’nin kurmaya çalıştığı düzende belki de en büyük dayanağı kız arkadaşı Ashley’nin ortadan kaybolması, başından maceranın eksik olmadığı Myron Bolitar’ın genlerini taşıyan bu genç dostumuzu da kız arkadaşını sonuna kadar aramaya sürüklüyor. Mahalledeki gizemli Yarasa Kadın çıkış noktası olmak üzere, Mickey’nin kendi gibi gördüğü dışlanmış arkadaşları Ema ve Kaşık ile macerası Ashley’nin bulunması temelinde hızlı bir başlangıç yapıyor.

Sığınak için “young adult” kaygılarını bir kenara bırakırsak, bir kitabi Harlan Coben eseri yapan tüm unsurları barındırdığını söyleyebiliriz. Ki tahmin edersiniz ki bu unsurlar bir kitabi iyi bir kitap saymak için fazlasıyla yeterli. Bunun dışında evet bir Myron Bolitar serisi kitabı kadar derinlikli bir eser değil. Ancak kitabı okumadan önce aklınızda tutacağınız birkaç bilgi, bu beklentinin oluşmasını daha başlamadan önleyip, Sığınak’tan maksimum keyfi almanızda yardımcı oluyor.

Serinin yeni halkalarının Türkçe’ye daha hızlı çevrilmesi dileğiyle.

0