Category: The Force Awakens (2015)

Star Wars Episode VII: The Force Awakens İncelemesi

Vizyona The Force Awakens’tan önce giren Revenge of the Sith’ten on, Star Wars hikayesinde ise otuz yıl sonrasından merhaba. Gündelik yaşam içerisinde yapılan atıfları ve filmleriyle olduğu kadar markasıyla da aramızda yaşayan bir efsane ile bir kez daha beraberiz.

Öncelikle şu üçleme sıralarına hızlıca değinmeden Star Wars’u anmak pek olmaz. İlk çekilen ve devamında 4-5-6 olarak sıralanan orijinal seriyi ortada sayarsak, bu sefer 1999’da başlayan ve 1-2-3 olarak sıralanan prequel yani öncü üçlemenin sorununu yaşamayacağız. Star Wars 7 The Force Awakens, gerek serinin, gerekse de kronolojik sıranın yedinci filmi.

Genel hikayeye bakacak olursak, First Order olarak anılan karanlık tarafın The Force Awakens yorumu yaklaşık 30 yıldır galakside hüküm sürerken, son Jedi Luke Skywalker kayıplara karışmıştır. Direniş’in başında eskiden prenses olarak tanıdığımız General Leia Organa da, ikiz kardeşi Luke’un arayışındadır. Direniş pilotlarından Poe Dameron ve droid’i BB-8 aracılığıyla taşınan harita, Luke Skywalker’ın yerini belirlemede kilit rol oynayacakken bu görevi gerçekleştirmek hurda avcısı Rey, First Order’ın icraatlarını pek benimsemeyen kaçak Stormtrooper FN-2187 “Finn” ve Star Wars’un bize The Force Awakens’ta seri olduğunu ilk hatırlatan Han Solo ile Chewbacca’ya düşmektedir.

Bu noktada biraz aile bağlarına girsek fena olmayacak diye düşünüyorum. First Order’da artık en iyi ifade edebileceğimiz şekilde Darth Vader’ın konumunda yer alan Kylo Ren var. Ki Kylo Ren, Han Solo ve Prenses Leia’nın Ben ismini verdikleri çocuklarından başkası değil. Net bir Anakin Skywalker / Darth Vader dönüşümü gibi ekrana bir yansıma yok. Ancak Ben’in karanlık tarafı seçmesinin altında yatan sebeplerden çok, geçmişteki Star Wars dönüşümlerinin benzerliğinin The Force Awakens’a etki etmesini daha geçerli bir açıklama olarak görebiliriz. Üstelik bir kez de değil. Orijinal üçlemede Luke Skywalker’ın Obi-Wan Kenobi’yi arayışı gibi, The Force Awakens’ta da tarih, Rey ve Finn’in, Luke Skywalker’ı arayışı olarak kendini tekrar ediyor.

The Force Awakens için genel kanı, J.J. Abrams  yönetmenliğindeki filmin, eski günlerden ve Star Wars dünyasından biraz kopuk olduğu yönüne. Evet değişen çok şey var ve bir yere kadar insanlar buna ayak uydurmak zorunda ancak buradaki esas sorun, benimseme (benimseyememe) aşamasından kaynaklanıyor. Örnek olarak orijinal seride insanlar Dark Side ve Jedi’lar arasında gidip gelirken iki taraf için de hayli güzel öğelere bağlanabiliyorlardı. Ancak The Force Awakens’ta karanlık tarafın temsilcisi First Order ile Kylo Ren, tamamıyla itici ve benimsenmekten uzak kötü karakterler olarak yer alıyorlar. Evet geçmişte Darth Vader da iyi bir karakter değildi ama bir tarzı vardı. Ve tarz da, çekicilik demekti.

Sonuç olarak The Force Awakens’ı beğenip beğenmemekten çok neler değiştiğini konuştuğumuz bir Star Wars var karşımızda. Değişiklikler o kadar fazla ki, filmin en hoşumuza giden anları Han Solo, R2-D2, C-3PO ve Prenses Leia gibi geçmiş karakterleri gördüğümüz anlar oluyor ve maalesef ki bunların sayısı Han Solo haricinde çok az. Elbette, The Force Awakens’la başlayan dönemin de sequel üçleme olduğunu ve 2017 ile 2019’da devam edeceğini akıllarda tutmakta ve beklentileri buna göre ayarlamakta fayda var.

The Force Awakens ile güç uyandı ama o uyanış izleyici yönüne henüz yeterince yansıyamadı. Her koşulda, Star Wars’u yeniden aramızda görmenin heyecanı pek çokları için fazlasıyla yeterli.

Güç sizinle olsun!

0