Category: Siyaset

Tıpış Tıpış Diktası

2014’ün Haziran ayları.. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu suratında anlamsız bir gülümsemeyle “bulduk” diyor. Konu elbette çatı aday. CHP ve MHP başta olmak üzere birçok siyasi partinin 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi için desteklediği isimden bahsediyor ve kalan son güven kırıntılarıyla birlikte ertesi gün bu ismin açıklanacağını ilan ediyor.

image

Ortaya, muhtemelen 10 Ağustos seçim sonuçları tamamlandığı gibi unutulma eğilimine geçen isim; Ekmeleddin İhsanoğlu çıkıverdi. Seçim öncesi hakkında uzun uzadıya konuşmuştuk. Birde sonrasına bakalım.

CHP ve sol kesim için o kadar alakasız bir adaydı ki, artık bırakın parti, sol vb genel oy verme eğilimlerinin temel oluşumlarını, kişinin ailesinin geçmişi kendisini bağlamayabilir ancak İhsanoğlu ismi Atatürk değerleri üzerine bile gölge gibi gelmeye başlamıştı.

Öyle bir “büyük uzlaşma” düşünün ki, destekleyen iki büyük partiden ilki CHP seçmeninde sandığa gitmeme etkisi, kağıt üzerinde daha uygun gözüktüğü MHP seçmeninde ise tanımamazlak merkezli Erdoğan’a oy verme eğilimi yaratsın.

Birde berbat seçim kampanyası var elbet. Güya, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu tanınmadığı için oluşan önyargılar, daha ilk çıktığı televizyon programında kırılmış ve seçmen rahat bir nefes almıştı. Nerdeee? Ekmeleddin İhsanoğlu’nun televizyon programları ve iktidar partisinin adayına göre mitingimsi toplantılarında elde ettiği tek artı, hazır cevaplığını göstermiş olmasıydı. Eh okumuş, profesör olmuş bir adam için de beklenen bir şey bu. Peki oy olarak döner mi? Oy olarak dönmeden önce tartışmamız gereken oy vermeye ikna etme vardı ne yazık ki.

Ve tıpış tıpış bombası. Başımızda halihazırda zaten bir diktatör varken, Kılıçdaroğlu’nun yumruğunu masaya vurarak “tıpış tıpış Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vereceksiniz” tavrından açık ve net söylüyorum ki seçmen tek kelimeyle iğrendi. Bu mudur oy vermeye ikna etme yöntemi? O halde şikayet ettiğimiz zorbalıklardan CHP ile kurtulma umutlarına ne oldu? Suya düştü boğuldu ne diyim..

Demirtaş’ı da anmamak olmaz. Özellikle terör bağlantısının artık geçmişte kaldığı umuldukça Demirtaş’ın söylemleri ve dili anlamlaştı. Sürekli ve sürekli olumlu bir kampanya ile de parti bazında aldıkları oylara ek olarak CHP gibi sol seçmenin desteğini Demirtaş, yüzde 10’lara yaklaşarak gördü.

Peki kim ne anladı bu seçimden?

İktidar partisi milyonlarca kişinin oy bile kullanmadığı seçimde en oy alabilecek adamlarıyla ancak %51 çıkartabildi. Bu tam tamın ikinci tur sınırı. Ve fazla dillendirmeseler de başkanlık sistemi ve daha bir süre yönetimsel fantaziyi elde edebilecekleri %55’ten hayli uzak bir oran. Erdoğan’sız genel seçimler için kendileri adına ürkütücü hatta.

Demirtaş-HDP. İyi bir söylem ve uygulama eşliğinde sol tepki oylarını aldılar. Kimden duyduğumu çok iyi hatırlamasam da “emanet oy” tabiri aldıkları orana çok yakışan bir söylem. Korumak için kesinlikle bölgeden ülke partisi olmalı, CHP’nin de saçmalamaya devam etmesi gerekli.

Ve CHP. Ekmeleddin İhsanoğlu ile olmadı demiştik. Erdoğan almasın diye Ekmeleddin İhsanoğlu’na %38 ile, bana kalırsa iyi oy bile çıktı. Başa baş kalsa bir yere kadar eleştirileri bastırabilirdi ancak yüzde 13 civarı fark yedikten sonra kendi kitlesine uygun bir adayla yenilip isterse %25’lerde kalmak insanların başını daha dik tutardı. Somut olarak hepsinden önemlisi ise, sandığa gitmeyen seçmenle seçimi ikinci tura taşıyabilirdi.

Bununla beraber seçmeninin tercihlerini hiçe sayıp “tıpış tıpış” aşağılaması Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP kültürüne hiç yakışmadı.

Katılımı %73’lerde kalması ve “tek sol aday” Demirtaş’ın aldığı oylara bakarsak bu saatten sonra “tıpış tıpış gitme” tabirinin kime döneceğini en iyi cevaplaması gereken isim Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildir. Umarım birde koltuk sevdası çıkmaz başımıza.

0

Ekmel

Gerçek: Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanını ilk kez halkın seçmesine izin verecek olan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu, 10 Ağustos 2014’te yapılacaktır.

Ne kadar da güzel nur topu gibi bir yetkimiz oldu değil mi halk olarak? “Cumhurbaşkanını seçme” böyle yazıldığında, söylediğinde falan havalı gelmesi sağlanıp geçmişteki bir referandumda yanında gelen birçok şeyi örtbas etmesi için araya sıkıştırılan bir gereksizlik esasen. Çağdışı seçim rituellerini beşer yılda bir kez daha tekrarlatacak bir külfet daha.

Başımıza gelmesi yeterli tartışma konusu yaratacakken “vatandaşlık görevi” dayatmasıyla insanları harekete geçirmesine de fazla zaman kalmadı. Buradaki dayatmaya dikkat çekmek lazım aslında çünkü karşımıza hiç de ummadığımız kadar çıkmaya başlayan bir kelime olmaya başladı.

Öncelikle, 20 milletvekilinin belirlemesiyle halkın onayına sunulmuş isimler, eski sisteme oranla nasıl “halkın seçimi” sıfatını kazanabiliyor bunu sormak istiyorum. “Halk meclisi belirler, meclis cumhurbaşkanı adayını belirler, bla bla…” Aynı eskisi işte. “Halkın seçmesi” kelime ve uygulama anlamıyla açık ve net olarak -başarılı olsun veya olmasın- bireysel olarak aday olmayı ve halkın bunu oylayabilmesini gerektirir. Bunun dışındakiler için ne diyebiliriz? Hımm mesela dayatma uygun olur mu?

Görünüşe göre 10 Ağustos’ta iki büyük dayatmamız olacak. Bizzat RTE veya destekli adayı ve CHP-MHP destekli Ekmeleddin İhsanoğlu. Tanıdıklarını ona sadece “Ekmel” diyormuş. Ben tam adını kopyala-yapıştır yaptım lakin ülkenin yüzde 90’ının tanımadığı bir isim olarak çatı aday olarak gösterildiğinin ertesi, birçok gazeteci hata yaptı. İsmindeki hataları bir yana bırakırsak soyadının “İslamoğlu” şeklinde yazılması adayın ne denli bir din çağrışımı yaptığının en büyük göstergesiydi. Kağıt üstünde sorsanız ilk ekip daha din ağırlıklı derler birde..

Gelelim oy meselesine. Andığım ilk arkadaşları zaten saymıyorum da bu “Ekmel” formülü olmadı arkadaşlar ya.. Cidden anlam verebildiğim tek Ekmel senaryosu; ateşe ateşle karşılık verme anlamında din silahını çekmek, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması mirasını (laiklik deyince fazla korkuyor bazıları) bize bırakan Atatürk’e, onun makamına nasıl bir aday oluyor?

“Oy vermemek ona yarar, buna yarar, bik bik…” Bugüne kadar verdik de kime yaradı sanıyorsunuz? Açık ve net söylüyorum ki, şahsıyla hiçbir alıp veremediğim olmamakla beraber sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’na, cumhurbaşkanı vs artık ne adayıysa benden oy çıkmaz. Ortak payda bulmak adına kendi tabanına tamamen zıt birini dayatma riskini alanlar sanırım bu sonucu görebilecek kadar siyasetin içerisindedir.

Anlayacağınız, şu saatten sonra oy vermemenin kime yaradığını değil, hayatım boyunca savunduğum görüşlerim ışığında oy verdiğimi, buna uymayan adaylara sahip bir seçim varsa oyumun değerinin kendime olan saygımla ölçüleceği için kullanmamayı bile seçtiğimi ve yastığa başımı koyduğumda da ancak bu şekide uyuyabileceğimi bilerek devam edeceğim. Tatavaysa tatava.

Teşekkürler(!) CHP.

0