6.27 Treni – Jean-Paul Didierlaurent

Kitapları öğütmek kadar vahşice az şey bulunur.

Temelde düşündüğümüzde birinin arşivinde yer edinemeyen bir kitap bile, bambaşka diyarlarda el üstü tutulup başucu eserine bile dönüşebilir.

Ama konu işleyişe gelince bu düzeni sağlamaktansa direkt öğütme aşamasına geçmek, tüketim toplumuna yaraşır yok oluşlara sebebiyet veriyor.

36 yaşındaki Guylain Vignolles de, kağıt dönüşüm fabrikasinda Zerstor 500 isimli canavarın kitapları oğütmesini maalesef ki iş edinmiş bir 6.27 treni yolcusu. Trenle işe gidip geldiği sıralarda Zerstor 500’den arta kalan birbirinden alakasız kitap sayfalarını yolculara okumak ise, onun hayata karşı başlatmış olduğu pasif-agresif tepkisinin en zararsız dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor.

Tren yolculuğu, iş ve ev arasındaki monoton hayatı, 6.27 treni dışında fazla bir sosyal çevresi olmamasının da katkısıyla yine tren sayesinde bozulmaya başlıyor. Bu noktonda “monotonluk” ve “bozulma” kavramlarının iki olumsuz ettiği ve neticede pozitif bir beklenti içerisine girmemiz gerektiğini de kitabın gidişatının etkisiyle kolaylıkla anlayabiliyoruz.

Kısaca bahsetmek gerekirse 6.27 treninde bulduğu bir USB belleğin içindekiler onu belki de böyle bir kişinin varlığına bile inanamayacağı Julie ile tanıştırırken yine trendeki hayran kitlesi Guylain için harika bir okuma topluluğu yaratmaktan geri kalmıyor.

İçerdiği 130 sayfada baştan sona sıcaklık yayan ve sizi içerisine çeken bir kitap 6.27 Treni. Uzunca bir süre aradığınız, başka işlerle uğraşırken bile tamamlayıp başına dönmek isteyeceğiniz duyguları uyndıran bir roman. Şu anda okuduğunuz veya bundan sonra okumayı planladığınız pek çok kitabın yerine düşündüğünüzde sizi pişman etmeyecek bir yapıda olduğunu 6.27 Treni’ni elinize aldığınız anda fazlasıyla hissedeceksiniz.

Kitap bittiğinde ise  kendinizi 6.27 Treni’nin yazarı Jean-Paul Didierlaurent’in diğer kitaplarını araştırırken bulmanız hayli olası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir