Archive for Kare

Yolunuz: Sonsuzluğunuz

yolunuz-sonsuzlugunuz

Geride bıraktıklarının gölgesini üzerinde taşıyan bir uyanış ve çoğu için sabah bile kabul edilmeyen o anda, kafadaki tüm düşüncelerin olgunlaşmaını adeta bir fotoğraf karesinde insanın önüne seren doğa..

Aşağıdan akan yolun vurguladığı ve her gün özlemini biraz daha arttıran mesafeler, manzarayla araya giren cam kadar insanı durdururken sabahı sabah yapmayan bulutların arasından sızan güneşse, hepsine meydan okuyor tek başına:

Bulutlarınız da olsa, hala gece gibi de görünse her şey; geri döneceğim. Sizin birbirinize döneceğiniz, kalplerinizin birbirine döndüğü gibi. Sizin ilhamınız artık bana veya tutunacak başka bir şeye bağlı olmayacak. Siz bize ilham ve kendi sisteminiz etrafında dönen dünyaların kahramanı olacaksınız. Günler, haftalar veya yıllarla ölçülemez. Yolunuz sonsuzluğunuz olsun!

Fotoğraf Bilgileri
Makine: Apple iPhone 4
Boyut: 635×476 (Orj. 2592×1936)
Tarih: 11/10/2011
Mekan: Edirne-İstanbul otoyolunda bir yer.

Posted in Kare, Scrtlg | Leave a comment

Paylaşılan Gökyüzü Olduğunda

paylasilan-gokyuzu-oldugunda

Bir yaz akşamı; hani tarihler ve saatler anlamsızlaşır ya onlardan biri..

İster bir şehrin sokağında, ister bir evin balkonunda isterse de bunlardan çok uzakta, kimsenin olmadığı bir yerlerde… İnsan şöyle içini çektiği, dalıp gitmek istediğinde ilk aklına gelen gökyüzüdür. Yanında olmadıklarının acısını çıkarırcasına gökyüzü hepsiyle birliktedir aslında.

Paylaşılan gökyüzü olduğunda gelir akıllara “şu an benim gördüğümü görüyor” gibi hayaller. Baktıkları aynı resme odaklanmış, aynı hayatları yaşamak isteyen sevenler. Gelecekleri de bu tablo gibi şekillenir belki, kapıdan içeri girdiklerinde aynı şeyleri görürler, birbirlerini görmelerinden önemsizcesine.

Birde nankörlük sarar insanı paylaşılan gökyüzü olduğunda. “Neden şu an burada değil” diye. Taa ki yerini mantığa bırakıp onun da şu an aynı gökyüzüne baktığını hatırlayıncaya kadar.

Paylaşılan ilk şeydir belki de gökyüzü. Bir yıldız ya da buradaki ay gibi. Onu özlediğin her dakika, onun aklının da aslında gökyüzünde olduğunu öğrendiğin anla birlikte hafiflerken yanında olmasının karmaşıklığını çözmeye çalışırsın o ana faydası olmayışçasına.

Kısacası;

Paylaşılan gökyüzü olduğunda birini seviyorsundur ve paylaşacak en saf anı yakalamışsındır.

Eğer o da, gökyüzünü paylaşıyorsa o an senle;

Sizin yeriniz birbirinizin yanıdır bundan böyle.

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
 Sony DSC-H55
Boyut: 640×480 (Orj. 2592×1944)
Tarih: 2011′in bir yaz akşamı
Mekan: Enez

Posted in Kare, Scrtlg | 2 Comments

Splash & 300km

splash5_scrtlg

Yalnız içtiğiniz bir çay daha düşünün. İnsana, karanlıktan aydınlığa çıktığını sandığı bir anda güzel bir teklifmiş gibi gelir. Bu sefer de yanında kimse yoktur ama ortalığın aydınlık olduğuna inanır işte bir an için.

İçeriği tükettikten sonraysa boş bir fincan ve gereksiz bir poşet bırakır ardında. Biraz önce ona bu imkanı sağlayanı gereksiz görecek kadar saf, fincanı makineye atacak kadar hazırcı. Son bir sürpriz de işte bu makinede, yerçekiminin etkisiyle gelir. Çayın çeşidini belli edecek kadar renkli, istesen de gerçekleşemeyecek kadar hendine has.

Her şeyin o çekilip giden karanlıkla birlikte yok oluşunu seyretmek zevk verir o an için. Ardında kalan izlerse, o özlemini çektiği birlikteliğin küllerini sıçratır; en az kalp kadar derin bir yerlere..

Onun karanlığı senin aydınlığın, senin karanlığın onun aydınlığıyken mesafelerden korkar insan. Aslında onlarca kez kanıtlandığı üzere 8-9 saatte aşılacak bir şey değildir bu zıtlık. İlginç bir şekilde siz aydınlatmaya başladıkça karararn bir tablodur esasen. Tıpkı aynı fotoğrafın, bir dakika sonra çekilmesine ve eklenen flash’a rağmen kararan fonu gibi.

splash4_scrtlg

Hiçbir şeyin değişmeyeceğini bile bile yine aynı saatteyim seninle. Tesadüf, heyecan, gereksiz beklenti, tarihin kendini tekrarlaması, umut, hayal.. 2008′deki gibi yine ortalama 300 km uzakta. Acaba Mars’a gitsen bu sefer neyle gelirdim? Ya da oraya beni ne çekerdi? Gerçekten merak ediyorum..

Fotoğraf(ların) Bilgileri
Makine:
Olympus FE340
Boyut: 800×600 (Orj. 2560 × 1920)
Çekim: 16/3/2011
Mekan: ~300km (evet sana)

Posted in Kare, Scrtlg | 1 Comment

Tek Fotoğraf, Üç Fark

Adam Fawer’ın Olasılıksız’ı, Luke Rhinehart’ın Zar Adam’ı ve Ken Grimwood’un Sil Baştan’ının Türkçe baskıları. Kapakları arasındaki farkları siz bulun.

Uc kapak
Posted in Kare, Kitap | Leave a comment

Butterflied

Butterflied

Hepsi için geçerli midir bilinmez ama 24 saat ömürleri var derler kelebekler için. Onca zaman bu kanatlı, güzel hale gelebilmek için beklemek ve yaşamak için sadece 24 saati olmak. İyi değerlendirmek gerekir kesinlikle..

İşte böyle biri dolanır gecenin 1′inde boş boş televizyon izleyen bünyeme. Önce çoğu gibi o da ışığın etrafında yapar birkaç pikesini. Ardındansa diğerlerinin aksine bana yönelir bir beklentisi varmış gibi..

Diğerlerinin aksine başladı, öyle de devam etti. Yüzünüze, gözünüze musallat olan tüm türdaşlarının aksine sakince kendini gösterdi, zararsızca kondu en uygun yere. Böcek sevmeyen bana bile zararsızlığını tüm asaletiyle iletirken, bir saat kadar da eşlik etti bana aynı bu devrik cümleler gibi..

Ertesi sabahsa odamın kapısında karşıladı beni. Sessiz, sakince bekliyordu bir köşede. Onu ilk gördüğümde daha 1 saatlik olduğunu sayarsak 10 saati geçmişti bile. Geceki enerjisi yoktu sanki artık. Yaş faktörü onun için çok fazla olsa da yaşlanmanın pençesine düşmüştü oda herkes gibi.

Daha sonraysa, bu dost gene şarkıları hatırlattı bana. Ne diyordu şarkı? “Kelebek kadar ömrümüz var, sevmek lazım hemen başlayalım, kaybedecek daha neyimiz var, aşk için gerekiyorsa hepsi bende var.. Nefes bile almadan, nefes bile almadan, nefes bile almadan, seviyorum seni…” Bu sözlerdeki gibi, yine kendime bir tercüman bulmuştum sanki. Topu topu var olan 24 saatinin bir buçuğunu bana ayıran bir tercüman, bir dost. Sakinliğinden faydalanıp o anı ölümsüzleştirdikten sonra bir daha görüşemedik o dostla. Bana hatırlattığı şeyler gibi, ortadan kayboldu o da. Tüm türdaşlarına meydan okuyup, hayatımızdan yok olanların yanında olurcasına..

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
Olympus FE340
Boyut: 800×600 (Orj. 3264×2448)
Çekim: 5/6/2009
Mekan: Tolga’nın Lüleburgaz’daki odasının yakınları.

Posted in Kare | 1 Comment

Kare: Kamuflaj

scrtlg_kamuflaj

Kamuflaj; en genel tabiriyle düşmanlarından sakınmak, bana göreyse  bir şeyleri bilerek ve isteyerek gözden kaçırmak istemek veya başkalarını rahat bırakmak..

Son zamanlarda o kadar çok bir yıl geriye dönmeyi istemişimdir ki anlatamam. Gerçek anlamda bunun mümkün olmadığını düşünebilen her hayvan anlayacaktır ama yaşam tarzı, günlük alışkanlıklar gibi konularda, özellikle de hızlı bir değişim yaşadıktan sonra eskiye dönebilmeyi istiyor insan.

Bir dönemi yok saymak aynı bu fotoğraftaki gibi aslında. Şöyle gözünüzü kısıp bakınca ortada bir şey yok ama dikkatinizi verdiğinizde oradaki yaşamı, benim içinse yaşanmışlığı görmemek imkansız. Kısık gözlerle de hayatta kalınamayacağına göre fotoğrafın tüm detayları ortada olduğu halde diğer taraflara yoğunlaşmaktan başka çare yok gibi. Görmek istemediğiniz yer dışında fotoğrafın bir özelliği olmasa da..

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
Apple iPhone
Boyut: 1600×1200
Çekim: 2/10/08
Mekan: Enez

Posted in Kare | Leave a comment

Kare: Bulutlar

clouds_by_scrtlg

Hangimiz kafamızı gökyüzüne çevirip baktığımızda bulutların oluşturduğu ilginç bir şeyler görmemişizdir ki? Hele bu eylemi, açık ve hafif rüzgarlı bir havada yaptığımızda elbet kayda değer birçok manzara olacaktır..

2005 yılının sonu. Bir çoğumuzun bildiği Aralık ayının aksine Kıbrıs’ta o gün bahardan kalma bir Aralık ayı var. Öğrenci adam ne yapar? Elbet derse gider. İşte tamda bu sırada karşıma çıkıyor bu hoş bulutlar. Fotoğrafçılığın da temeli rastgele gelişen olaylar bana göre. Yapmacık insan manzaralarının aksine doğada da rastgeleden başka şans yok aslında.

Masmavi bir gökyüzü size bakarken, onu yavaş yavaş yutmaya başlayan bulutlar.. Maviliğin yok olduğunu mu düşünürsünüz yoksa gelen beyazların zararsız olduğunu mu? Yaklaşık 3 yıl sonra bakıyorum da kendi geleceğimin fotoğrafını çekmişim sanki. Gittikçe azalan mavi alan dertsiz & tasasızlığımı, isteyerekte olsa ortamı ele geçiren beyaz alan ise meğerse hiç sahip olamayacağım ama asla da unutamayacağım şeyleri temsil ediyormuş.

Hayatımda, aynı bu fotoğrafın beyazlıkları gibi geniş yer tutan ama gene fotoğraftaki gibi artık hareket etmeyen bir denizde boğulmamak için, gittikçe daralan mavi alanda zorla nefes almaya çalışıyorum. Aradan, her biri yıl gibi geçen günlerden de anlıyorum ki kaldığım mavi alanda yaşam, bir bitkiden farksız.

Olur da bunları okuyorsan senden yardımını istiyorum. Beyaz alana almıyorsan da bulutları dağıtmama yardım et, lütfen.

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
Sony Ericsson W800i
Boyut: 640×480
Çekim: 15.12.2005
Mekan: Girne / KKTC

Posted in Kare | Leave a comment

Kare: Filikalar

Filikalar

Şu anda bir daja vu yaşamıyorsunuz, sistemimizde de eski yazıları göstermek gibi bir sorun yok. Ama bu gemiler falan tanıdık geliyor dimi? Öyle de olmalı aslında. Çünkü kare bölümümüzün ikinci çalışması da aynen ilkinde olduğu gibi gemiler, deniz üzerine..

Büyük gemiler.. Deniz, hatta okyanus üzerindeyken ne kadar heybetlilerdir değil mi? Esasen bir gemiden çok yüzen lüks birer oteldir onlar. İçerisindekileri başlangıçta ne kadar memnun ederler, Titanic’ten hatırlasanıza.. İlk seferine katılabilmek için insanlar ne denli birbirlerini yemişlerdir. Sonunu bilseler acaba öyle mi olurdu?

Her şey iyi hoşken insanlar bir hayale seyahat ederler gemiler ile. Hele ki gemi bu kadar heybetli ise. Gideceğiniz yerin önemi yoktur, önemli olan gidene kadarki anın tadını çıkarmaktır. Hayal bu ya; kötü şeyleri de düşünmez kimse. Ama aynı Titanic’te olduğu gibi, bir buz dağı tüm hayallerle birlikte tüm hayatını bile alabilir insanın. Heybetli gemi yavaş yavaş batarken, insanlar can havliyle sığınmaya çalışır yetersiz filikalara. Canını kurtaran arkasında kalanları, kurtaramayansa hayatını sorgular o kısacık zaman diliminde. Her şey bittiğinde ise su üstünde heybetli geminin aksine fotoğraftakine benzer birçok filika kalır. İçlerinde çaresiz insanlar, arkalarında hiç yoksa bir damla gözyaşı.

Batan gemi: http://tolgaerbak.com/2009/01/29/kare-gemicik/

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
Olympus FE340
Boyut: 2560×1920
Çekim: 21/2/2009
Düzenleme: 21/2/2009 – Paint Shop Pro 8

Posted in Kare | Leave a comment

Kare: Gemicik

hgy-ship-bw

Fotoğraf kalitesi anlamında fazla yükseklere oynamayan bir çalışma ile Kare bölümünün start’ını vermiş bulunuyorum.

Sanki bu fotoğraf için yazılmış bir sözcesine, bir tarafı eksik olan her şeyin, bu eksikliğini tamamlayabileceği yönleri vardır derler. Öyle bir gemiciktir ki bu, bir insandan size kalan ilk ve son somut parça olmanın verdiği değerin yanı sıra ona her baktığınızda, duygusal açıdan size ayrılığın üzüntüsünden başka bir şey katmaz..

Elinize alırsınız, bakarsınız, bakarsınız, bakarsınız… Aynı bu cümle gibi kelimeler, düşünceler kilitlenir bir anda. Hayattaki renkleriniz o kadar tükenmiştir ki; aynı bu fotoğrafın aldığı siyah-beyaz hal gibi görürsünüz çevreyi de. İşte böyle bir şeydir hem bir yanınızı eksik bırakıp hemde aşırı değerli olmak.

Keşke hepimizin bahsettiği gemicikler bu kadar masum olsa..

Fotoğraf Bilgileri
Makine:
Apple iPhone
Boyut: 800×600
Çekim: 27.10.2008
Düzenleme: 29.01.2009 / Paint Shop Pro 8

Fotoğrafın üzerine tıklandığında oluşan atraksiyon için, Kare bölümü adına Bertan Tufan’a teşekkürlerimizi iletiriz.

Posted in Kare | 2 Comments

Yeni Bir Başlangıç: Kare

Öncelikle sadece karenin ne olduğunu merak edip gelenleri fazla bekletmemek için ilk paragraftan anafikrimizi verelim. Kare için kısaca, içerisinde bulunduğunuz bloga eklenen, fotoğraf temalı yeni bir kategori diyebiliriz. Fotoğraf dediysek aklınıza sakın oradan buradan bulunma, hatta telif hakkı bile belli olmayan çalışmalar gelmesin. Burası ne kadar kişisel bir mekansa bahsi geçen fotoğraflar da o kadar kişisel, yani benim eserim olacaklar.

Evet giden gitmiştir sanırım, kaldık biz bize.. Öncelikle böyle genel bir konunun içime sığamayıp yine final haftası gibi bir dönemde ortaya çıkması sebebiyle bir kez daha hayretler içerisine düşüyorum. Tamam 7/24 ders çalışan biri değilim ama tüm ilhamların da bu dönemlerde gelmesi bir garip oluyor.. Neyse konumuza dönelim, zamanında fotoğrafa karşı baya bir ilgim olmuştur. İçinizden “bir o eksikti” gibi haykırışları duyar gibiyim ama bizde daha ne cevherler varda işe yaramıyorlar.. Ay gene konu dağıldı ne diyorduk? Hah fotoğrafa ilgim falan.. Evet böyle bir ilgi her zaman içimde hayat bulmuştur. Aslında içerisinde yaşadığımız çağda bir cep telefonu ile amatör fotoğrafçılığı hepimiz yapıyoruz. Manzaralar, insanlar, hayvanlar, börtü, böcek derken bir bakmışsınız arşivimiz hızla genişleyivermiş.. Kişisel ilgimi saymazsak aslında “cebimde telefon bir şey bulursam çekerim” durumundan farklı değilim ama şu sıralar o ilginin üzerine gitmek istiyorum. Cep telefonu bölümüne biraz açıklık getirmek gerekirse kabul ediyorum çok kaliteli fotoğraf çekmiyorlar ama onları göz ardı etmemiz de mümkün değil. Çünkü her an yanınızda bu aletten başkası dolaşmıyor fakat buna karşın, fotoğraf makinemi de eskisinden fazla kullanacağımı belirtmek isterim.

İlginin üzerine gitmek için öncelikle bir amaç lazım. İşte “Kare” bölümünü bu amaca hizmet etmesi için hayata geçiriyorum. Tabi ki her çekilen Kare’yi buraya koymayacağım ama aylık 4-5 yazımın yanına, ortalama bir o kadarda seçmece fotoğraf eklesem hiçte fena olmayacağının farkındayım. Yanlarına iki üç satırda yazı karalasak bir bakmışsınız ki yeni bir Oğuz Haksever doğuvermiş değil mi? Şaka bir yana yaklaşık 2 yıl önce, eski dostum Ercan İmer’in, online dergimiz ED’de ”Foto Yorum” isminde bir köşesi vardı. Kendisi fotoğraf çeker, onun bir dostu Gökay Yıldız da yorumlardı. Ercan İmer’in bu çalışmaları gerçekten hoşuma giderdi ve bir konuşmamızda bu ilgimden bahsetmiştim ve kendisi de sağolsun baya cesaretlendirmişti beni. Geçte olsa bir şeylerin peşinden koşmak güzel diyor ve en amatör seviyeden yeniden başlıyorum. Umarım benim için bir amaç olan bu blog, fotoğrafçılık hobimi de canlandıracak bir vesile olur.

Bu yazı ile nedir, ne değildir bir yol haritası çizdik gibime geliyor. İlk çalışmayı da, arşivimden bir fotoğraf ile önümüzdeki hafta içerisinde hazırlamayı planlıyorum. Vay be! Heyecana bak, ne fotoğraf severmişim meğersem..

Posted in Kare | 3 Comments

Copyright © 2012 Tolga Erbak