’12

Heyy günaydın! Öğleni geçmiş di mi saat? Bunca saattir uyuyordun ama akşamın yorgunluğu hala üzerinde gibi duruyor. Hadi hadi çekinme ovuştur gözlerini.. Evet bugün 1 Ocak ve illa ki tatil ama hadi itiraf et; içten içe Pazar’a denk gelmesine de gıcık kapmadın değil.. Aslında akşam “bu son bardak valla” diyerek başladığın seriye hiç geçmemiş olsan belki klasik dinlenmelik Pazar’larından birinin tadını çıkarıyor olacaktın ama yılbaşında abartı vardır ve evet olmalıdır. Yılda bir zaten değil mi?

Yıl olmuş 2012… Imm ne ile doldursak burayı? Hah buldum! Yıl olmuş 2012 hala yaşıyorsun iyi mi? Bundan tam 12 sene önce (of çok olmuş ya) 2000’de, bilgisayarlara ithaf edilen ölüm fermanı malumunuz Maya’lar başta olmak üzere birçok komplo teorisyenleri için 2012’de senin türüne (aynada kendini insandan sonra algılama başarısında bulunan tek tür; sevgili şempanzeler, bu satırları hala okuyamıyorsunuzdur umarım) bağışlanmıştı. Tamam bitişine iyi kötü 12 ay var daha ama 1 Ocak’ı gördük mü gördük arkadaş ben buna bakarım.

Bu arada piyango biletin için de geçmiş olsun. İki tane amortiyle ne yapabilirsin diye düşünüyorum ama bu mantıkla sıradaki çekilişe iki bilet alırsın en iyisi. 40 milyonu da öyle kolay vermezler zaten boşver.. Seneye 2013′e saklarsın umutları. Aaa 13, bak o da uğursuz falan diye geçinir ama benim en sevdiğim sayıdır ayrı mesele.

Ben.. Bakıyorum da son birkaç yıldır bu ayar yazılarda seneyi değerlendirip yeni başlangıçlardan falan bahsetmişim. Aslında hayatın rastgele bir noktasında düz çizgi çekmekten farkı yok 1 Ocak’ların da. Yıl değişiyormuş.. Bin yıl değiştirmiş adamlarız şurada (yazının başına 12+ koymalıymışım :)) bir yılın nesinden etkileneceksek..

Ama değerlendirmenin de tadı ayrı değil mi? 2011 tam da ortası olan altıncı ayından iki part halinde bende. İlk altı aylık dönemde (büyük ekonomik veriler açıklayacakmışım gibi bir havaya soktu bu cümle beni) tam bir tembel hayvandım. Gezdim, tozdum falan derken tek faydalı işimi hatırlayamıyorum garip bir şekilde. Haziran’dan sonraysa rüyalar alemi. Bir şeyi çok ama çooook istersiniz ve gerçekleşir ya işte bu böyle bir şey. Ama hani rüyada, rüya olduğunu anlarsınız ve o güzel rüyanın uyanarak bitmesinden korkarsınız ya, ben bunu yaşadım gerçek hayatta. Korktum, çabaladım ama malesef uyandım yine. Bakınca insanın yüzünü güldüren anılar bırakması önemli ama neden 2011; neden devam etmedi bu? Ya da ben niye sana sövüyorum az önce teşekkürü bir borç bilecekken üstelik? Ama 2011, her akşamki uyuma ihtimalini bu akşam 2012’ye devrediyor. Yine çok istersem (ki buna şüphe yok) belki yine gelir. Ve belki daha doğru oynarız bu sefer? Kim bilir, hatta keşke..

Bunca kişisel ve üzeri örtülü satırın ardından hala burada mısın? Galiba öylesin. Buraya kadar okumak ne kadar sürmüştür acaba? Böyle bir yazının içeriği için düşündüm biraz ama aklıma bir şey gelmedi hiç. Sonra sen geldin. Senle konuşmam bir şeyler çıkardı işte. Sanırım üç dakikanı falan almışımdır yeni yılının. Yaşlı 2011’in sondan üçüncü gününde bunu hazırlıksız yazmam ön gördüğüm okuma süresinin on katı falan sürdü. Az mı çok mu acaba? Ama hangisi için? Okuma mı, yazma mı?

Düşünmemek en iyisi galiba. Düşündükçe uzaklaştığımız değil, eski hikayeleri düşünmedikçe beraber olduğumuz bir yıl olsun 2012. Senle, benle ve belki de 10-2-44-18-12 ile? Tamam, tamam korkma en azından hayaliyle :)

Hala bir şeyler dinlemediysen de yeni yılının ilk şarkısı benden olsun.

İyi yıllar!

Posted in Scrtlg. Bookmark the permalink. RSS feed for this post. Trackbacks are closed.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copyright © 2012 Tolga Erbak